Kavganın Anatomisi

Demet KORUCU
Demet KORUCU
heavenintheworld1@gmail.com
Yayınlanma 06.07.2026 - 00:03
Güncellenme 06.07.2026 - 00:05

Kavga potasına sık sık düşenlerden misiniz? "Yahu Demet, benim haksızlığa tahammülüm yok, o yüzden kavgaysa kavga, hodri meydan..." diye düşünenlerden misiniz? Ya da trafikte, maçta her an kavgaya hazır ve nazır olanlardan mısınız? Yoksa "Ben istemezük modundayım, köşe bucak kavgadan kaçıyorum ama velakin, herkesin tansiyoncuklarının tavan yaptığı miras kavgacıklarında, getirip getirip önüme ittiriyorlar abimin hanımını yahu..." diye kavganın mağduru olanlardan mısınız? Sizde en çok kavga ne sebeple çıkıyor?

Her ne sebeple olursa olsun, bilmenizi istediğim ilk şey şu: 1970 yılı takvimi ay ve günleri ile 2026 takvimi ay ve günleri aynıymış. Şimdi haydaaa Demet! "Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı ayol!" mı dediniz? Demem o ki; bir zamanlar 1970 yılında da sizin evdeki, hayatınızdaki kavgalarınız her neyse ve her kimle olursa olsun, mezarlar kavga ya da barış içinde yaşamış ama bu dünyadan geçip gitmiş insanlarla dolu be ya!

Günler geçip giderken kendimi çok kavga ediyorken bulursam, "Acaba hayat trafiğinde ben ters yön bir yola mı girdim?" diye düşünürüm bazen. Öyle ya, her şeyin, otun pokun kavgasını yapmaya gerek yok. Ya da "Ben bu kavgayı başınıza patlatırım patlatmasına ama sonrasında bana getirisi veya götürüsü ne olur?" gerçekliğinin bir fizibilitesini öngörebilmek de mühim olsa gerek.

Bazı kavgalar için, "Acaba çok mu alıngan davranıp olup bitenleri çok fazla üstüme alındım yahu?" diye bazen de kendime bir çimdik basmışlığım vardır. Öyle ya, karşımdakinin ağzı torba değil ki büzesin. Aklına geleni ya da ağzına geleni söylüyorsa, acaba kavga potasına girmeye değer mi?

Bazen tepemin tasını çokça attıran birinin sonradan, "Bende dikkat eksikliği var, diğerlerinin söylemlerine tahammül seviyem çok düşük, toleransım çok az." dediğini duyunca, "Vay anasına be! Boşuna kendimi ve yıllarımı kavga ikliminde heba etmişim." demişliğim vardır, inanın. Sonra sözüm ona, onca saygısızlığına sınır çekmek için söylenmesi gerekenleri söylediğim, yani lafı sahibine monte ettiğimi düşündüğüm o anlar için kopan kavga kıyamet... Sonradan öğrendim ki bütün akrabaları da illallah etmiş meğer o kişinin densizliğinden. Hatta en yakınındakilere bile öyle sıradan bir günlük konuşma anında, "Konuşurken benim yüzüme bakmıyorsan kapatıyorum ha şu telefonu!" hiddetinde bu zatı muhterem. Keşke baştan bilseymişim de onun yüzünden çıkan irili ufaklı bir yüz kadar kavgayı da silebilseydim hayatımdan...

Ama işte hep sonradan geldi aklım başıma. "Peki bu farkındalığı nasıl kazandın?" derseniz... Bizim bahçeye gelen opossuma baktım da; bir tehlike anında ölü taklidi yapıyor. Herif resmen donuk, sessiz, öylece ölü gibi yarım saat. Ulan dedim kendime, bende de şu opossum kadar akıl yok ha! Bazı insanlar da böyle; kötü ya da tartışmalı anlarda, Dumrul'a uğramış gibi öylece donup kalıyorlar. Düşününce acaba opossum gibi, kavga anını tehlike çanları gibi düşünüp mü ondan öylece kala kalıyorlar?

Hani bir atasözü var ya: "Dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın." Öyle ya, düşman demeyelim de, ne yapıp edeceğini kestiremediğimiz ama mecburen bir arada olmamız gereken insanlara kavga edip küsmeden onları daha yakın markajımızda tutabilirsek, bize okul olurlar aslında hayat yolculuğumuzda. En azından onlardan nasıl davranmamamız gerektiğini öğrenebiliriz.

Bir de kavga konusunda en farkında olduğum şey şu: İki kişi arasında kavgaya neden olan çay kaşığı üçüncü kişiler var ya... Fark ettim ki bu üçüncü kişiler ne yaparsa yapsın, onları "Hey, bizim ikimizin arasını karıştırma hususunda artık etkisiz elemansın." konumuna koyabildiğimiz vakit kavga mavga yok. Yani aramızı bozan üçüncü kişileri elimine edip, dış kapının dış mandalı moduna koyabildiğimiz ölçüde başarılıyız kavga konusunda.

Burada belirtmekte fayda var; bu üçüncü, çay kaşığı olan kişiler genellikle hep odak olmak isteyen kişiler, her nedense. Mesela biz birinin üniversite mezuniyetini mi kutluyoruz? Buncağız hemen atlıyor ve kendisinin yirmi beş yıl önce mezun olduğu lisedeki mezuniyet gününü anlatıyor bir saat. Vallahi biz mevcut mezuniyeti kutlamayı bırakıp, onun çeyrek asır önceki mezuniyetini dinliyoruz bir posta. Neyimize lazım? Üstelik bugünkü mezuniyetle tamamen kel alaka. Ama ille de onlar odak olmalı...

Bu neyin eksikliği sizce? Geçen gün bunlardan biri karı koca geldiler. Karısı öyle ağır nezle, grip ki yıkılıyor, neredeyse ayakta duramıyor. Bilmem niye gezmeye gelmiş ola ki! Evde duramıyorlar herhalde. Ben de iki hapşırdım. Gelecek hafta görüştüğümüzde, benim yüzümden bütün hafta hasta olduğuna atarlanıyorlar. İlginç!

Ay canım canım... Eskiler ne demiş: "Yemek bulursan ye, dayak bulursan kaç." Külliyen boş verdim kavgaları. "Yav he ya... He! Çok haklısın. Hep sen bilirsin!" Hayat hep karanlık değil. Bir nefes, bir küçük pencere, bir adım yol yeter... Eğer hâlâ hayatta ve ayaktaysan... belki size de lazım olur diye yazdım.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

9 yorum

D
Derya Yıldırım 06.07.2026, 02:58

Yazınızı çok beğendim hayat zaten kısa değmeyecek insanlar için enerjimizi heba etmemeliyiz. 😊

O
Ozan Demir 06.07.2026, 07:11

Bazen tartışma anında opossum gibi donup kalmak en iyisidir çünkü karşımızdakine her an cevap vermek zorunda değiliz. Bu sessizlik, aranın daha da açılmasını önlemek için iyi bir strateji. Ellerinize sağlık.

B
Batuhan 06.07.2026, 07:35

Yazınıza uygun, akıcı ve etkileyici bir yorum hazırladım: Yazma Hayatın içinden, samimi ve bir o kadar da düşündürücü bir yazı olmuş. Okurken insan ister istemez kendi yaşadığı tartışmaları, kırgınlıkları ve “Acaba değer miydi?” dediği anları hatırlıyor. Özellikle kavgaların çoğunun aslında gereksiz olduğu gerçeğini bu kadar sade ve içten anlatmanız çok kıymetli.

H
Halime 06.07.2026, 07:38

Her kavgayı kazanmak, hayatta kazandığımız anlamına gelmiyor. Bazen en büyük kazanç, hiç girmediğimiz tartışmalar oluyor yapabilen için.

A
Ali 06.07.2026, 07:53

Kavgaya hiç karışmamak en güzeli evet ama bu da zamanla oluyor sanki

V
Veli 06.07.2026, 08:49

Kendimizle barismamiz dileğiyle. Çok güzel yazı olmuş eline sağlık

F
Fatma 06.07.2026, 16:08

Kavga yı başlatanın karşısında ki biraz sakin kalırsa başlamadan biter, kazananı hep sâkin kalan olur, bütün kavgaların sonun da pişmanlık vardır

K
Kıvanç K. 06.07.2026, 17:53

Bir opossum kadar bile olamadık. 😂

G
GÜL ESEM 06.07.2026, 18:54

Haklı olmak mı mutlu olmak mı iyi karar verip , kişisel sınırlarımızı iyi belirlemek gerekli