Ankara'daki NATO toplantısı vesilesiyle, konuk ülke başkanlarının eşlerine verilen yemekte Ajda Pekkan'ın sahne alması ile aynı Ajda'nın, Manifest grubu ile düeti de düşünülünce, yazılı ve görsel basında, Ajda Pekkan'ın nasıl bu iki farklı yönde de olabildiği ile ilgili kafa karışıklığı gibi bir şeyler yazıldı, konuşuldu. Oysa ne güzel, başka mahalleden olduğunu düşündüğünüz bir eve, bir kalbe misafir olmak... Hepimizin gideceği bir mezar yeri... O da! Denizde bedeniniz kaybolup gitmediyse, benim güzel Rabia'm gibi... Bana inanmazsınız diye size yemin ediyorum; politik görüş ve yaşayış olarak taban tabana zıt iki dostuma, birbirleriyle ne kadar aynı güzel kalpli olduklarını anlattığımdan beri, bizim Bermuda Şeytan Üçgeni dedikodu grubumuz, onların ikili ittifakına döndü be ya!
Dönersek, beş altı dilde şarkı söyleyen Ajda Pekkan'ın böylesine uluslararası katılımcı profilinin olduğu bir gecede sahne almasına, çok şık bir seçim olarak gördüm. Üstelik bu gecede sahne alacak sanatçı belirlenirken, “Yahu Ajda Pekkan, pop müziğin mihenk taşlarından biri, pek çok dilde şarkı söylüyor, yani bu gece için biçilmiş kaftan ama, Manifest gibi bir grupla düet de yaptı, malum bu grubun da kamuoyuna yansıyan ve hatta mahkemeye uzanan bir yolu oldu.” gibi bir yaklaşım da benimsenmemiş…
Sanatta, sporda insanımızın sevdamız bir; bunlar hepimizin ortak değerleri, ortak mutlulukları. Bir yanda Ahmet Kaya'yı çok seven komşumuz hacı nine vardı, diğer yanda “Kaydırı Guppak Cemilem, nasıl nasıl edelim biz bu işe” türküsünü dinlemeden katiyen uyuyamayan Rus gelinimizin ikinci çocuğu…
Ayrıca, aynı Ajda Pekkan, sahnesine Manifest grubunun üyelerini davet ettiyse ve onlarla düet yaptıysa, yeni genç kitlelerimizin kalbine giden yolda, genç müzisyenleri kendi vitrinine de koyuyor; ne güzel bir güzellik. Anadolu'da "el vermek" diye bir tabir vardı; bugün el verdiğimiz gençler, yarın bizlerin güzel hatırlarını kırmayıp, onlar da başka gençlere, gençliğimize el verecekler, iyiye, güzele varmaya yönelik…
Bugün 14-15 yaşındaki gençlerimiz, biz gibi, 74 yaşındaki annem gibi, Ajda'nın şarkılarını mırıldanıyorsa, işte bu, dünümüz ve bugünümüzle köprü olan, bir el birliği projesi gibi de görülebilir. İşinin piri, üstatlar, ağır abiler iş başında el vererek gençlerle olursa, bu kanaldan yapıcı sinyaller yayarsak, gençlerin beyniyle rezonans oluruz, onları bir üst seviyeye taşımak için…
Manifest grubunun genç enerjisi ve Ajda Pekkan, Kenan Doğulu gibi tecrübeli ellerin iş birliği demek; gençlerimizin kalbine giden yola köprü olabilmek ve ülkemizi de dünya vitrininde layık olduğu güzel yerlere koyabilmektir…
Bunları yazınca sizi alıp biraz eskilere götüreyim; o yıllarda sınıfta ele avuca sığmaz ve hatta dikkat eksikliği tanımlaması da olan bir öğrencimden illallah etmişti herkes, millete yaka silktirmiş. Oysa pek çoğumuza sivri gelen çıkışlarını törpülemek için, ne ders zamanı yeter, ne de böyle bir terbiyeyi vermek, 50 dakikalık derste hocanın asli görevidir. Her şeyi biz doğrultup düzeltemeyiz, kendimizi bu kadar kasmayalım. Bazen düzeltmek istediklerimiz, büsbütün elimizde kırılıyor, kapatıyor bize çiçeklerini…
O gün, bu öğrencime proje dosyalama işinde bir lokomotif olması için ricada bulundum. Ayol kız Demet, sen şimdi kurda kuzuyu mu emanet ettin? derseniz, bana kalırsa, bu öğrencim, olumlu destek ile arkası sıvazlanmış, kendisine sorumluluk verilmiş ve bizim samimi “Sana güveniyorum.” mesajımızı içselleştirmiş, her gencin yapacağı bir güzellik vardır tezinin ete kemiğe bürünmüş, bir kanıtı gibiydi adeta.
Demem o ki! Küçük beynimdeki önyargı zincirini kırıp, elime veren bir öğrencimdi kendisi… Neden mi? Çünkü ben orta zekâmla, başlamak bitirmenin yarısıdır; tamam ama, tam anlamıyla sağlıklı bitiremeyebiliriz bu proje dosyalarını kafasındaydım. Muhtemelen etrafta az biraz frizbi olabilir birkaç dosya diye, gözden çıkardım bazı belgeleri, yedekleriyle… Ya da bu işteki lokomotifte, birkaç proje dosyası, 90 derecelik açıyla, bu öğrencime akran zorbalığına varan kıkırdamaları yüzünden birkaç öğrencimin kafasına inebilir diye az biraz tedirgindim. Ama aman Tanrım, o da ne! Bu öğrencim sanki bu iş için yaratılmış… Ha bir de unutmayalım; gençler de gülmek için yaratılmış rengârenk çiçeklerdir…
Gençlere her zaman inanıp güvenen bir eğitimci olarak, hey Manifest grubu üyeleri kızlar! Sahne aldığınız her yerde “Uyuşturucuya, alkole, sigaraya hayır” gibi çok güzel mesajlar verebileceğinize çok inanıyorum.
Samimiyetle söylemem gerekirse kızlar, çok çok güncel bir bilgi dünyadan: Buralarda, uzun yıllardır süregelen, kemikleşmiş alışkanlıklar, “Ayol, kızarmış patates de birasız olmaz”, “Of aman ya, bu balık da beyaz şarap ya da şampanyasız yenmez ki şimdi!”, ya da “Bir kadeh kırmızı şarabı kalp sağlığı için her gün içiyorum” diyen pek çok arkadaşımın, artık hiç alkollü içki tüketmemek yönünde aldıkları kararları günlük yaşamlarına istikrarlı şekilde uyguladıklarını ve dahası, güncel akademik yayınlarla bu tutumlarını perçinleyerek başka arkadaşlarımıza da servis ettiklerini söylemek isterim.
Dünyada artık hayat, sigara yok, alkol yok, uyuşturucuya hayır modunda, fabrika ayarlarına dönüyor; basit ve sade… Bir seçkinlik, bir zarif duruş, bir etkileyici stile ihtiyaç varsa, işte o da, kendi köklerimizle barıştığımız, her bir gencimizi bir değer olarak gördüğümüz, beraberlikten geçecek…
Bir siz oradan bir güzel mesaj haykırın konserlerinizde kızlar, bir de ben buradan bir güzellik yazayım.
Ülkemize hizmette sınır yok gayri; her şey Türkiye için…
06.07.2026 - 00:03
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.