Türk Siyasetinde Tarihi Kırılma
Türk Siyasetinde Tarihi Kırılma
14:20Uefa Konferans Ligi’nde Gol Yağmuru
Uefa Konferans Ligi’nde Gol Yağmuru
22:39Çınarcık'ta 3. Nesil Kahve Deneyimi: Gib...
Çınarcık'ta 3. Nesil Kahve Deneyimi: Giby Coffee!
14:20Parlamenter Sisteme Dönüşte Radikal Öner...
Parlamenter Sisteme Dönüşte Radikal Öneri
Bu haftaki başlıkta yazdığım cümle size tanıdık geldi mi? Umarım sizin cevabınız, “Yoooo hayır, hiç böyle atarlı bir cümle duymadık, Demet” olur. Ama maalesef ben bu aralar “Senin o baban olacak adam var ya, O baban!” cümlesini etrafımda çokça duymaya başladım. Günümüzde boşanmalar arttı, diye fazladan bir şeyler yazmaya gerek yok herhalde, çünkü sağır sultan bile biliyor artık ne mal olduğumuzu, ay çok pardon, ne durumda olduğumuzu...
Şimdi hayat filmini biraz geriye saralım; evlendik, sonra çoluk çocuğa karıştık, sonra boşandık ama senaryoya bakalım… Şimdi bu noktada durumu biraz daha evlilikteki sevgiden, aşktan, yani duygusal hikâyeden çıkarıp, biraz daha gerçekçi bir açıdan ele alalım. Efendime söyleyeyim, ben A şirketiydim; sonra bir gün, yıllar sonra, evlatlarımın babası, benim de kocam olacak o adamın B şirketi ile bir ortaklık kurduk. Beraber el birliğiyle ve bugünkü dedikodu kazanlarına malzeme verdiğimiz, ay pardon, gişelerde çok izlenen hayat filmimizde çocuklarımız da olduğunu farz edelim.
Öyleyse bizim çocuk, “A şirketi ve B şirketinin ortak malı”, ay pardon, ortak prodüksiyonu oluyor. Yani ben borsada A şirketiyim, işlem yapıyorum ve kocamın B şirketi. Sonracığıma efendime söyleyeyim, bizim bu A ve B şirketi bir araya geliyor ve daha büyük bir işlem hacmiyle borsada işlem yapıyorken, kâr ya da zarar ediyorsak, işte bu kâr, zarar da bizim şirketin meyvesi oluyor. Abov bak hele sen, bizim çocuk iyiyse hayat filmimizde kâr edeceğiz, eğer kötüyse… siz zaten bu kısmını bilirsiniz…
Ama sonra işler şeftali şerbeti giderken, bizim A&B şirketinden hisselerimizi alıp ayrılmaya karar verdik. Kavga kıyamet falan filan… Çünkü sanırım biz çoğunlukla medenice ayrılmayı başaramıyoruz. Neyse efendim, “Sen şunu yaptın, şu parayı hayali arsalara, borsalara yatırdın” ya da “Şirketteki anan şunu yaptı, bacın şöyle baktı” türü çoğunlukla para ve insanlar arası ilişkilerde gelinin, kaynananın sınırlarını bilemediği sebeplerden, aldatmalardan ve elbette içki, kumar belasından, güm güm gümliyor evlilikler…
Şimdi bizim evliliğin borsasındaki yatırımımız olan evladımız var ya, biz karı koca olarak ayrılsak da, eski eşimizle olan eski şirketimiz, ay pardon, eski evliliğimizin ürünü evladımız, bir ömür boyu yine aynı ana babaya sahip oluyor. Yani burada +18'lik bir şey yazayım, siz şimdi sizin veledi bir bardak su getirmesi için yollayın mutfağa da okumasın yazımın bu kısmını. Şey hanımefendi, bakar mısınız? Bir zamanlar sizin evlilik şirketinizde, bir çatı altında, pişirdiğiniz, taşırdığınız, bir yastığa baş koyduğunuz, sizin o telefonunuzda, bir zamanlar "canım, aşkım" diye kaydettiğiniz ama bugünkü filmdeki kötü adam olan o kocanız olacak herif var ya, işte O adam, şimdi bugün ve yarın ve hatta sonsuza kadar, yumurtası sizden, spermi babasından olan çocuğunuzun babası olacak.
Dönüyoruz geriye, bu ürünün, malın %50 hisseleri size ait, %50 hisseleri de sizin adama, ay çok pardon, bu çocuğun, yarısı sizden, yarısı babasından… Öyleyse, kendi evladınızın diğer yarısı ile ilgili “iğneden ipliğe ne kötü söz ederseniz”, siz gerçekte, %50'si size ait olan şirketin dibine dinamit ekmeye ve kendi ayağınıza kurşun sıkmaya devam etmiş oluyorsunuz. Çocuklarımızın kalbine, babası ile ilgili söylediğimiz her bir olumsuz söz için, biz aslında %50'si bize ait kodlar taşıyan bir makineye yanlış benzin döküyoruz ya da %50'si bize ait olacak binanın temeline yanlış tuğla koyuyoruz. Ve maalesef böylece çıkıyoruz çocuğumuzun hayat yolculuğundaki binaların katlarını… Yıllar sonra çocuğumuz bir yetişkin olunca aile dizimine, terapistlere gidip uğraşacak, para harcayacak, hep kafa yoracak, “Nereden geliyor bendeki bu arıza?” diye… Oysa zaten hayat oldukça zor ve çetrefilli bir yol; dramatik bir film olacak belki zaten çocuğumuz için… Bunları öngörelim ve bir de biz dert yüklemeyelim bebeğimize…
Şimdi çok üzüldüğüm şu hikâyeleri yine duyar gibiyim: “Sen bana baksana Demet, benim adam var ya, benim adam, 15 yıllık komşumuzun karısıyla kaçtı… Şey Demet teyze, benim babam uygunsuz şeyler çalarken yakalanmış da, o yüzden annem soyadımı değiştirmek için dava açtı… Ve maalesef basına yansıyan istenmeyen ölümlerle sonuçlanan hikâyelerimiz…” Ama biliyor musunuz, bana kalırsa, bu hayat yolculuğunda bize bahşedilen ana, babayı yani fabrika ayarlarımızı, “oldukları şekliyle” kabule geçmek, yok “soyadımı sileceğim”, yok “o benim babam değil” naralarını geçmek ve dönüp yandaki sperm bile olamayacağımıza göre, biz kendimizin en iyi versiyonu olabilmek için, hayat filmindeki rolümüzü “optimize etmek” için gayret etmek…
Ama Demet, babam toplumdaki yüz kızartıcı şu suçtan yatıyor... Ninem böyle durumlar için derdi ki; “Bir âlimden bir zalim ya da tersi, bir zalimden bir âlim de doğabilirmiş…” O yüzden biz, şimdiye, bugüne, bu ana gelip, kendimiz ne yapabiliyoruz iyiye güzele dair buna bakalım… Neden mi? Çünkü canım, 2026'nın temmuz ayına da veda ettik; ömrümüz 75 metre ise, ki bunun da garantisi yok, geçtik bilmem kaç metresini…
29.06.2026 - 09:16
19.07.2026 - 21:11
16.07.2026 - 07:35
06.07.2026 - 00:03
22.06.2026 - 14:32
15.06.2026 - 22:29
07.06.2026 - 21:19
02.06.2026 - 19:46
25.05.2026 - 16:56
19.05.2026 - 08:02
11.05.2026 - 10:42
04.05.2026 - 07:22
27.04.2026 - 11:18
19.04.2026 - 12:04
12.04.2026 - 21:41
05.04.2026 - 23:30
29.03.2026 - 23:22
24.03.2026 - 11:42
23.03.2026 - 22:57
15.03.2026 - 22:49
08.03.2026 - 23:04
01.03.2026 - 23:41
22.02.2026 - 23:17
16.02.2026 - 10:24
09.02.2026 - 05:04
03.02.2026 - 14:46
24.01.2026 - 22:34
18.01.2026 - 09:58
12.01.2026 - 00:16
03.01.2026 - 22:29
28.12.2025 - 20:54
21.12.2025 - 12:21
13.12.2025 - 22:39
07.12.2025 - 12:03
29.11.2025 - 20:15
22.11.2025 - 23:21
15.11.2025 - 23:41
10.11.2025 - 12:16
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok